8/4/2008 · Kategori: Dogu Turkistandan Haberler
Dalay Lama’ları yok
Emre KIZILKAYA
Pekin Yönetimi, ağustos ayındaki Olimpiyat Oyunları öncesinde Tibet ile birlikte Doğu Türkistan’da yaşayan Müslüman Uygurlara da "terörle mücadele" adı altında baskı uyguluyor. Tibetli rahiplerin ayaklanması, insan hakları savunucularının boykotları dünyada manşetlere çıkarken, Uygurlar medyada yer bulamıyor. "Çünkü Dalay Lama gibi egzotik bir liderimiz yok" diyorlar.
UYGURLARA göre, Himalayalı komşuları Tibet’te keşişlerin önderliğinde başlayan ve iki hafta süren bağımsızlık ayaklanmasını en az 100 kişiyi öldürüp yüzlercesini hapsederek bastıran Çin hükümeti, Doğu Türkistan’a daha da ağır bir baskı uyguluyor.
Çin’e bağlı bölgesel hükümet, geçen ay başında, iç hatlar seferi yapan bir uçağın havaya uçurulmasının son anda önlendiğini bildirdi. Tutuklanan biri kadın iki Uygur’un, "Olimpiyatları sabote etmek isteyen teröristler" olduğu açıklandı. Doğu Türkistan’da protesto gösterileri başladığına dair haberler sızarken, bölgede büyük bir operasyona girişildi.
Ancak durum oldukça şüpheli. Çünkü birçok bağımsız yorumcu, ağustos ayındaki Pekin Olimpiyatları öncesinde güvenliği "bir numaralı öncelik" olarak açıklayan Çin’in, dünyanın tepkisini çekmeden Doğu Türkistan’da da baskıyı iyice artırmak istediğini iddia ediyor.
RESTORANLARA YASAK
İstanbul merkezli Doğu Türkistan Vakfı Genel Sekreteri Hamit Göktürk, bu iddiayı doğruladı. Göktürk’e göre, Uygurlara yönelik sindirme politikası, sadece Doğu Türkistan ile sınırlı değil. Pekin ve Şanghay gibi büyük kentlerde "Olimpiyat temizliği" yapıldığını haber veren Göktürk, "Uygur restoranları zorla kapatılıyor, Uygurlar Doğu Türkistan’a kovuluyor. Çinliler, Olimpiyata gelecek yabancıların Uygur kültürüyle tanışmasını istemiyor" diyor.
Tibetlilerin aksine Dalay Lama gibi Batı’nın ilgisini çeken bir liderleri olmadığı için "komplo ustası Çinlilerin istedikleri gibi at koşturduğunu" savunan Göktürk’e göre, Pekin Yönetimi, Olimpiyat evsahipliğini "dünyayı aldatmak amacıyla" aldı. Göktürk, "Çin, Uygur, Tibet ve Moğol halklarına karşı yürütülen "devlet terörünü" bu yolla haklı gösteriyor" diye konuştu.
ABD İLE TEK İŞBİRLİĞİ
11 Eylül saldırıları sonrasında ABD’nin "terörle küresel mücadele" doktrinine tam destek veren Çin hükümeti, Uygurlar üzerindeki baskısını bu yolla haklı çıkarmaya çalışmıştı. Amerikan güçleri, çeşitli ülkelerde tutukladığı Uygurları Guantanamo Üssü’nde hapsederken, Çin istihbaratıyla da tüm bilgileri paylaştı. Uluslararası İnsan Hakları Örgütü’nün ayrıntılı raporuna göre, Çin, Uygur din adamlarını tutukluyor, işkence ve hatta idam ediyor. Memurların ve 18 yaşından küçüklerin camiye girmesi yasak. Bölgenin başkenti Urumçi’de ve Kaşgar şehrinde, Türk-Uygur kültürünün parçası olan pazarlar yıkılıyor, kültürel soykırım uygulanıyor. Bölgeye Çinli yerleşimciler getiriliyor.
İstanbul’da meşale savaşı
OLİMPİYAT meşalesinin önceki gün İstanbul’dan geçişine, Uygurlar ve Çinliler arasındaki kriz damgasını vurdu. Sultanahmet Meydanı’nda toplanan 200 kadar Uygur, milli buz patenci Tuğba Karademir’in meşaleyi taşıdığı dakikalarda Doğu Türkistan’daki Çin işgalini kınadı. Çok sayıda polis memuru, "Türkiye, kardeşlerinin yanında dur" diye slogan atan Uygurları, parkurdan uzak tutmaya çalışsa da, Karademir’e doğru hareketlenen bir kişi etkisiz hale getirildi. Çinli güvenlik mensupları da devreye girdi. Türk polisi, en az 6 Uygur’u gözaltına aldı.
Nobel adayı Kadir’e Türkiye’den vize yok
DOĞU Türkistanlı işkadını Rabia Kadir, Çin parlamentosuna seçildikten sonra siyasi görüşleri yüzünden 8 yıl hapiste tutuldu. ABD’nin baskısıyla serbest bırakılan Dünya Uygur Kurultayı Başkanı Kadir, Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterildi. Türkiye’nin son yıllarda Çin’i küstürmemek adına Kadir ve diğer Uygur liderlerine, sığınma hakkı bir yana, vize bile vermediği öğrenildi.
Alıntıdır…..
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
8/4/2008 · Kategori: Dogu Turkistandan Haberler
Dünyanın birçok yerinde Türkler var ama onlar en uzaklarda yaşayanlar. Üstelik dünyayla bağlantıları yok gibi.
Dünyanın bir ucunda yaşayan Türkler onlar. Toplam sayıları 8.5 milyon civarında. Ama haklarında fazla bir şey öğrenilemiyor. Çünkü yaşadıkları topraklar Çin halk Cumhuriyeti'nin bir parçası ve bögelerine adeta hapsedilmişler.
Çin'in baskısı yıllardır sürüyor ama onlar Tibetliler'den farklı olarak dünyaya seslerini duyuracak bir Dalay Lama'ya sahip değiller. Oysa Uygur Türkleri de zaman zaman, daha fazla özgürlük ve demokratik haklar için ayaklandı. Ayaklanmalar hep bastırıldı. Kanlı olaylar yaşandı ama dünyanın bundan haberi olmadı. Çünkü Uygur Türkleri'nin yaşadıkları Sincan Uygur Bölgesi ve özellikle Doğu Türkistan'a, olaylar sırasında bir tek yabancı gazeteci sokulmadı, olayları yansıtacak tek kare fotoğraf çekilemedi.
Pekin Yönetimi, ağustos ayındaki Olimpiyat Oyunları öncesinde Tibet ile birlikte Doğu Türkistan’da yaşayan Müslüman Uygurlar'a da "terörle mücadele" adı altında baskı uyguluyor. Tibetli rahiplerin ayaklanması, insan hakları savunucularının boykotları dünyada manşetlere çıkarken, Uygurlar medyada yer bulamıyor. "Çünkü Dalay Lama gibi egzotik bir liderimiz yok" diyorlar.
Hapsedildikleri bögede, dünyadan adeta kopartılmış gibi yaşayan Uygur Türkleri'ni AP ve Reuters muhabirleri görüntüledi. "En uzaktaki Türkler"in günlük hayatını yansıtan fotoğraflar tüm dünyaya geçildi.
Hürriyet.com.tr den alıntıdır. 08,04,2008
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
23/3/2008 · Kategori: Dogu Turkistandan Haberler
Nevruz, Almanya'da Yaşayan Doğu Türkistanlı Türkler Tarafından da Kutlandı.
Nevruz, Almanya'da yaşayan Doğu Türkistanlı Türkler tarafından da kutlandı.
Münih Milbertshofen Kültür Merkezi'nde bir araya gelen yaklaşık 500 Uygur, Nevruz'u halk oyunları, skeç ve yöresel türküler eşliğinde kutladı. Doğu Türkistanlıların efsane lideri merhum İsa Yusuf Alptekin'in oğlu Erkin Alptekin, şenlikte yaptığı konuşmada, son günlerde Tibet'te yaşanan olayların ne ilk ne de son olacağını ifade etti. Alptekin, ''İnsanlık dramının yaşandığı Tibet'teki mezalim göz ardı edilemez. Geçmişte benzeri baskıların daha şiddetlisini, haklı davalarını savunan Uygur halkına da uygulayan kızıl Çin hükümeti kınanmalıdır. Tibet halkının lideri Dalay Lama ile dayanışma içerisinde olup tüm ülkelerin önümüzdeki yaz Çin'de düzenlenecek olimpiyat oyunlarını boykot etmelerini diliyorum" diye konuştu.
(SA-EA-EA-OK-D) (İhlas Haber Ajansı) 23.03.2008 22:38
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
9/3/2008 · Kategori: Dogu Turkistandan Haberler
Çin'de Uçak Kaçırma Girişimi (3)
Çin hükümeti, Sincan Uygur özerk bölgesinden kalkan China Southern Airlines'a ait yolcu uçağını havaya uçurmaya yönelik bir terör eylemi girişiminin mürettebat tarafından engellendiğini bildirdi.
Çin hükümeti, Sincan Uygur özerk bölgesinden kalkan China Southern Airlines'a ait yolcu uçağını havaya uçurmaya yönelik bir terör eylemi girişiminin mürettebat tarafından engellendiğini bildirdi.
Çin Ulusal Halk Meclisi'nin yıllık toplantısı çerçevesinde Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nin milletvekilleriyle yapılan toplantıda konuşan Sincan Valisi Nur Bekri, China Southern Airlines'a ait bir yolcu uçağının 7 Mart'ta, Urumçi'den Pekin'e giderken kaçırılmak istendiğini ve kabin görevlilerinin saldırganları etkisiz hale getirmesinin ardından uçağın komşu Lanzhou şehrine güvenli bir şekilde indirildiğini kaydetti.
-TEHLİKE, KALKIŞTAN SONRA FARKEDİLDİ-
Bekri, tehlikenin uçağın kalkışından kısa bir süre sonra fark edildiğini ve yolcular ile kabin görevlilerin şu an güvende olduğunu söyledi.
Kaçırma girişimini kimlerin ve hangi milliyete mensup kişilerin yaptığı konusunda detaylı bilgi vermeyen Bekri, uçağın dün Pekin'e vardığını aktardı.
Eylemi gerçekleştirmek isteyenlerin ve amaçlarının ortaya çıkarılması için soruşturma başlatıldığı ifade edilirken, CZ6901 sefer sayılı uçağın tuvaletinde yanıcı madde bulunduğu ve iki yolcunun sorgulanmak üzere gözaltına alındığı beyan edildi.
Devlet medyası, olayı "terörist atak" şeklinde yorumladı.
-AYRILIKÇILIĞA MÜSAADE YOK-
Toplantıya katılan yetkililer, bölgede ayrılıkçı Uygurların bulunduğunu iddia ettiler ve bölücülüğü amaçlayan her türlü hareketin karşısında olacaklarını vurguladılar.
Kendisi de Uygur olan Nur Bekri, Sincan'daki ayrılıkçılığı ve bunları destekleyen Uygurların sayısının çok az olduğunu ve bunların tüm Sincan'ı temsil etmediğini dile getirdi.
Bekri, bölgenin barış, refah ve istikrarına zarar getirecek her türlü hareketlere asla müsaade etmeyeceklerine işaret etti.
Pakistan, Hindistan ve Orta Asya'yı Çin'e bağlayan, petrol ve doğal gaz yataklarıyla zengin Sincan'da resmi rakamlara göre 8 milyon Müslüman Uygur yaşıyor.
Çin güvenlik güçleri ile Uygurlar arasında Pamir yaylasında çıkan son çatışmalarda 18 Uygur ölmüştü. Uygurlar, 1930 ve 1949'da kısa süreliğine Doğu Türkistan Devleti kurduklarını ilan etmişti. (Cihan Haber Ajansı) 09.03.2008 15:41 [1255236]
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
28/2/2008 · Kategori: Dogu Turkistandan Haberler
Salihli'de, 'Sürgün ve Ölüm' Adlı Belgesel Tanıtıldı
Manisa'nın Salihli İlçesinde, İstanbul Zeytinburnu Belediyesi'nin Yapımcılığını Üstlendiği, Balkanlar Başta Olmak Üzere Kafkasya, Kırım ve Doğu Türkistan'dan Göçe Zorlanan Milyonlarca Türk'ün Dramının Ele Alındığı "Sürgün ve Ölüm" Adlı Belgeselin Tanıtımı Yapıldı.
Manisa'nın Salihli ilçesinde, İstanbul Zeytinburnu Belediyesi'nin yapımcılığını üstlendiği, Balkanlar başta olmak üzere Kafkasya, Kırım ve Doğu Türkistan'dan göçe zorlanan milyonlarca Türk'ün dramının ele alındığı "Sürgün ve Ölüm" adlı belgeselin tanıtımı yapıldı.
Yönetmenliğini Ahmet Okur'un üstlendiği belgeselin bazı bölümleri, 2006 yılında Salihli'nin Adala kasabası ile Bozdağlar'da canlandırıldı.
Belediye Şehir Tiyatrosu'nda gerçekleştirilen tanıtıma İstanbul Zeytinburnu Belediye Başkanı Murat Aydın, Salihli Belediye Başkanı Mustafa Uğur Okay, İlçe Milli Eğitim Müdürü Vedat Karabıyık ile siyasi parti temsilcileri, Salihli'de yaşayan Kazak Türkleri ile çok sayıda davetli katıldı.
Programın açılış konuşmasını Zeytinburnu Belediye Başkanı Murat Aydın yaptı. Aydın, "Yüzyıllardır yaşadıkları topraklardan sürülen insanların acılarla dolu göçünün belgeler ve tanıklarla aktarıldığı belgesel, 3 yılda, yaklaşık 130 kişilik ekibin çalışmasıyla çekildi. Her bölümünde farklı bir coğrafyadaki göçün ele alındığı belgesel için Yunanistan, Bulgaristan, Makedonya, Kosova, Sırbistan, Hırvatistan, Bosna-Hersek, Romanya, Ukrayna, Kırım, Avusturya, Moldova ve Macaristan'da 114 bin kilometre yol kat edildi. 13 ülke, 53 şehir ve 169 köyde çekimler gerçekleştirildi. Göçü yaşayan 350 kişiyle röportaj yapılan çekimlerde, fotoğraf ve belge araştırmalarda çeşitli ülkelerden temin edilen toplam 9 bin adet fotoğraf, belgeselde kullanılmak üzere seçildi. Canlandırmaların da yapıldığı çekimlerde 780 figüranla çalışıldı, bin kostüm diktirildi, 2 bin adet aksesuar hazırlandı. Her bölümü 60 dakikadan oluşan belgesel için yaklaşık 500 saatlik çekim gerçekleştirildi." dedi.
Belgeselin aynı zamanda özet diye nitelendirilebilecek ilk bölümünde, Orta Asya'dan başlayıp Osmanlı dönemine kadar batıya yapılan göç ile ardından geriye dönüş göçlerinin anlatıldığını belirten Aydın, "Senaryosunu Cemil Yavuz'un yazdığı, müziklerini ise Ali Otyam'ın hazırladığı belgeselin çekimlerinde canlandırmalar da yapıldı. 9 bölümden oluşan belgesel film Mart ayından itibaren televizyonlarda gösterime girecek. Bu belgesel için başta Karadeniz bölgesi olmak üzere Salihli ve Balıkesir'de de canlandırmalar yapıldı."dedi.
Konuşmaların ardından "Sürgün ve Ölüm" adlı belgesel izlendi. Bazı davetliler, göç sırasında Türklerin çektiği zorluklar ve acıları gözyaşlarıyla izledi.
(ES-ÖA) 28.02.2008 16:23 TSİ (İhlas Haber Ajansı) 28.02.2008 17:06 [
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
24/2/2008 · Kategori: Dogu Turkistandan Haberler
Hocalı Katliamının Yıldönümü
613 Kişinin Ölümüyle Sonuçlanan Hocalı Katliamı, 16. Yıldönümünde Taksim'de Kalabalık Bir Grubun Protesto Gösterisiyle Anıldı.
613 kişinin ölümüyle sonuçlanan Hocalı katliamı, 16. yıldönümünde Taksim'de kalabalık bir grubun protesto gösterisiyle anıldı.
Azerbaycanlılar Dayanışma Derneği ve İstanbul Ülkü Ocakları'nın da aralarında bulunduğu çeşitli sivil toplum örgütlerinden yaklaşık bin kişi, ellerinde "Hepimiz Mehmet'iz, hepimiz Türk'üz" dövizleriyle Taksim Gezi Parkı'nda toplandı. Azerbaycan ve Türk bayrakları taşıyan grup, sık sık "Şehitler ölmez vatan bölünmez", "Mehmetçik burada PKK nerede" sloganları attı. Saygı duruşunda bulunan grup, Türk ve Azerbaycan milli marşlarını okudu. Sanatçı Esat Kabaklı'nın dörtlüğünün ardından "Ölürüm Türkiyem" şarkısı, "Ölürüm Karabağ" şeklinde okundu.
Burada bir basın açıklaması yapan Azerbaycan Dayanışma Derneği Başkanı Timur Selçuk, "Türklerin yaşadığı büyük coğrafyada Doğu Türkistan'dan Kerkük'e, Kırım'dan İran'a kadar her yerde Türklere zulüm ve işkence yapılmaktadır. 21. yüzyıla girerken savaş, katliam ve soykırımların yaşanması acı bir gerçektir. Bu gerçeklerden biri de, 1992 yılının 25-26 Şubat tarihlerinde Azerbaycan'ın Hocalı bölgesinde Rus ordusu ile Ermenilerin, bir gecede savunmasız, silahsız 613 Müslüman Azerbaycan Türkünü hunharca katlederek yaptığı soykırımdır" dedi.
Ardından söz alan Azerbaycanlı milletvekillerinden Ganire Pasayova, yapılan katliama değinerek, "Ermenistan, 1918 yılından önce yoktu. Ermenistan'ın kurulu olduğu topraklar Türk topraklarıdır. O topraklarda Ermenistan devletini kuranların amacı topraklarımızda büyük Ermenistan devleti kurmaktır" diye konuştu.
Pasayova'dan sonra Azerbaycan'ın İstanbul Başkonsolosu Sayyad Aran Salahlı ve İstanbul Ülkü Ocakları Başkanı Yüksel Kaleci birer konuşma yaptı. Kaleci, konuşmasının sonunda Türkiye'nin başlattığı sınır ötesi kara harekatına değinerek, "Şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyorum" dedi.
(YM-ED-NÇ-Y) (İhlas Haber Ajansı) 24.02.2008 16:07
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
18/2/2008 · Kategori: Dogu Turkistandan Haberler
Uğrunda 10 Yıl Hapis Yatılan Kitap Türkçeye Çevrildi
Doğu Türkistanlı genç yazar Nurmuhammet Yasin Örkişi'nin yazdığı ve Çin Hükümeti tarafından 10 yıl hapse mahkûm edilmesine sebep olan 'Yawa Kepter (Yabani Güvercin) isimli kitap Türkçeye çevrildi.
Doğu Türkistanlı genç yazar Nurmuhammet Yasin Örkişi'nin yazdığı ve Çin Hükümeti tarafından 10 yıl hapse mahkûm edilmesine sebep olan 'Yawa Kepter (Yabani Güvercin) isimli kitap Türkçeye çevrildi.
Kayserili Gazeteci Yazar Mehmet Emin Batur tarafından Türkiye Türkçesine uyarlanan, İngilizce ve orijinal dili Uygur Türkçesiyle de kitap haline getirilen Yabani Güvercin eseri,
okuyucuların büyük beğenisini toplamaya ve uluslararası medyada yer almaya başladı.
Çin işgali altındaki Doğu Türkistan'da verilen özgürlük mücadelesi ve özgürlüğün ne anlama geldiğini güvercinleri konuşturarak anlatan yazarın bu eseri, Kaşgar Edebiyatı dergisinde 2004 yılında yayınlanmış, ancak o tarihte Çin hükümeti, halk tarafından çok okunan bu yazıyı kaldırtarak yazarı Nurmuhammet Yasin Örkişi'yi de 10 yıl hapse mahkum etmişti.
Çin hükümeti, derginin yayın yönetmeni Köreş Hüseyin'i de 3 yıl hapis cezasına çarptırdı. Yayın yönetmeni ceza evinden çıkmasına rağmen kitabın yazarının halen cezaevinde bulunduğu belirtiliyor.
Mehmet Emin Batur, Çinlilerin, her geçen gün Doğu Türkistan'da zulüm ve baskılarını arttırdığını belirterek, "Özgürlüğüne düşkün Doğu Türkistanlılar, bazen hissiyatlarını, acılarını, kederlerini ve hasretlerini, bir gül bahçesinde gözyaşları yanaklarından aşağı süzülürken bülbül seslerinin eşlik ettiği şarkılarla ifade ederler. Bazen de kafes içinde bir günlük yiyeceğini garantilemek uğruna esir yaşamaya razı olmak yerine gökyüzünün maviliklerinde yarı tok ama özgür yaşamayı tercih eden ve hatta gerekirse bu uğurda seve seve ölmeye bile razı olan bir Yabani Güvercin'in hikâyesinde dile getirmeye çalışırlar" dedi. (Cihan Haber Ajansı) 18.02.2008 17:50
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
6/2/2008 · Kategori: Dogu Turkistandan Haberler
Özgürlük Savaşçısı Rabiya Kadir, Avustralya'da
Soydaşlarına Konferans Verecek
Forbes Dergisi Tarafından 1994 Yılında Çin'in En
Zengin 7. Kişisi Olarak Gösterilen Uygur Asıllı 11 Çocuk Annesi, İş Kadını
Rabiya Kadir (60) Önümüzdeki Hafta Avustralya'ya Gelecek.
Forbes Dergisi tarafından 1994 yılında Çin'in en zengin 7. kişisi olarak
gösterilen Uygur asıllı 11 çocuk annesi, iş
kadını Rabiya Kadir (60) önümüzdeki hafta Avustralya'ya gelecek.
Avustralya'ya gelecek olan Rabiya Kadir, Auburn'daki
Türk Kültür Evi'nde düzenlenecek bir toplantıda konuşma da yapacak. Nobel'e
aday gösterilen Rabiya Kadir, 6 yıl Çin cezaevlerinde yatması ve ABD'nin çabaları
sonucu özgürlüğüne kavuşmasıyla tanınıyor. Dünya Uygur Kongresi'nin lideri olan
Kadir 15-27 Şubat tarihleri arasında gerçekleşecek Avustralya ziyareti
sırasında Avustralyalı yetkililerle de temaslarda bulunacak.
Norveç`te her yıl bir insan hakları savunucusuna
verilen Rafto ödülünü 2004'de alan Rabiya Kadir, BM Kadın Konferansı`na 1995
yılında Çin temsilcisi olarak katılmış, 1999`da Çin hükümeti tarafından
tutuklanmış ve Doğu Türkistan bölgesinde yaşayan Uygurlara karşı izlenen
politikalar yüzünden Pekin yönetimini eleştirmekten ve yerel basında çıkan
makaleleri yabancılara vermekten 8 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı.
17 Şubat Pazar günü Auburn'daki Türk Kültür Evi'nde
saat 19.00-21.00 saatleri arasında gerçekleşecek konferansta "Atlantis'in
kayıp insanları: Doğu Türkistan'daki Uygurlar kimdir?" konulu bir konuşma
yapacak olan Rabiya Kadir, siyasi bir aktivist olarak tanınıyor.
ABD'nin araya girmesiyle 6 yıl cezaevinde yattıktan
sonra özgürlüğüne kavuşan Rabiya Kadir eşinin yaşadığı ABD'ye gitmişti.
Deriden dokuma sanayine kadar birçok fabrikası, mağazaları, ticaret merkezlerinin
sahibi olan Rabiya Kadir yurt dışından otomobil
de ithal ediyordu. Bill Gates'in davetiyle ABD'ye gitmiş ve
burada da bir şirket açmıştı.
(LA-KK-KK-D) (İhlas Haber
Ajansı) 06.02.2008 08:33
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
6/2/2008 · Kategori: Dogu Turkistandan Haberler
Amsterdam Dam Meydanı'nda İnsan Hakları İhlalleri Protesto Edildi
Hollanda'nın başkenti Amsterdam'ın Dam Meydanı'nda bir grup, Çin'i insan hakları ihlali dolayısıyla protesto etti.
Hollanda'nın başkenti Amsterdam'ın Dam Meydanı'nda bir grup, Çin'i insan hakları ihlali dolayısıyla protesto etti.
Hollanda'da yaşayan Uygur Türklerinin organize ettiği eyleme 150'ye yakın kişi katıldı. Doğu Türkistan bayrakları sallayan grup, taşıdıkları pankartlar ile Çin'de işlenen insan hakları ihlallerini protesto ettiler. Grup ayrıca halka Flemenekçe ve Türkçe broşürler dağıttı.
ÖZGÜRLÜKLER İÇİN PROTESTO EYLEMİ YAPTIK
Doğu Türkistanlı Uygurlar, olumsuz şartlar altında özgürlük mücadelesi vermeye ve dünya kamuoyuna seslerini duyurmak için bu protesto eylemini yaptıklarını söylediler. Dam Meydanı'ndaki Kraliyet Sarayı önünde bir araya gelen Uygur ve onlara destek veren bazı sivil toplum örgütü mensupları meydanda, "Mazlumlar burada insan hakları nerede", "Özgürlük İstiyoruz", "Katil Çin", "Vatan Sana Can Feda" gibi pankartlar eşliğinde slogan attı. Hollanda Doğu Türkistan Vakfı Sekreteri Sadık Seley protesto eylemi sonrası yaptığı açıklamada şunları söyledi: "Hollanda'da bulunan Uygurlar olarak Çin devletinin bizlere yaptığı korkunç zulmü protesto ederek tüm dünyaya sesimizi duyurmak istiyoruz. Özgürlükler için protesto eylemi yaptık. Amsterdam'daki bu protesto eylemi ile soykırımı gündeme getirmek istiyoruz ve Çin'i şiddetle protesto ediyoruz. Doğu Türkistan'da yaşayan insanlarımız halen korkunç bir zülum altındalar. Her türlü insani haktan mahrum durumdalar. Ve halen dolaylı yollarla soykırıma tabi tutuluyorlar. Ne ibadet özgürlüğü var ne de insanca yaşama özgürlüğü." (Cihan Haber Ajansı) 06.02.2008 10:27
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
5/2/2008 · Kategori: Dogu Turkistandan Haberler
Doğu Türkistanlılar, Çin'i Protesto Etti
Doğu Türkistanlılar, Çin'deki Gulca olaylarının
yıldönümünü protesto için Çin Büyükelçiliği önünde gösteri düzenledi.
Doğu Türkistanlılar, Çin'deki
Gulca olaylarının yıldönümünü protesto için Çin Büyükelçiliği önünde gösteri
düzenledi.
Ellerinde dövizlerle birlikte elçilik önüne gelen
Türkiye'de yaşayan Doğu Türkistanlılar '5 Şubat 1997 tarihindeki Gulca
olaylarının yıl dönümü' olduğunu hatırlatarak, 2008 yılı Olimpiyatları'nın
Pekin'de yapılmasına karşı çıktılar. Grup, daha sonra Doğu Türkistan
bayraklarını açarak olaysız bir şekilde dağıldı. (Cihan
Haber Ajansı) 05.02.2008 15:01
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
« Önceki ::